JUDO’NUN ANLAMI: JUDO, kelime olarak "Ju" yumuşaklık, nezaket, esneklik, çeviklik "Do" ise yol, disiplin, felsefe anlamına gelir. Judo; denge, kuvvet, kaldıraç, merkezkaç gibi birçok  fizik kuralını en iyi şekilde değerlendirerek kullanma, sportif esaslarla sanat ve felsefenin birleştiği bir olgudur. Ruh ve beden eğitimini birlikte sağlayan, kendine güven hislerini son derece geliştiren moral üstünlük, derin düşünme, kendiliğinden doğru hareket, saygı ve sevgiyi her şeyin üstünde gören bir bilim dalıdır.
    
Judo ustaları  öğrencilerine eğitimin süreci içinde doğruluk  nezaket  sabır  sevgi ve saygı kavramlarını öğretir. Sporcusunun zekasını geliştirir ve kendi başına hareket etme yeteneğini kazandırır. Böylece kendine güven  nefse hakimiyet ve konsantre olabilme duyguları gelişir. Judo'da beden ve ruh gelişimi beraberce ele alınır. Teknik çalışmalarda başlıca prensip "rakibe mukavemet etmeme" ve "kuvvete karşı koymamadır. Bu arada kaldıraç  merkezkaç  moment gibi az kuvvetle çok iş yapma esasına dayanan fizik kurallarından ve en önemlisi "denge bozma" ve "rakibin kuvvetinden yararlanma" kuralını uygulamaktır. Judo'da kuvvet yoktur. Bütün şiddet hareketleri yasaktır. Judocu  hasmına acı vererek değil  onu acı sınırının yanına getirerek üstünlük sağlar. Judo'nun eğitimi belirli bir sıra takip eder. Önce  düşmeler ve alçak seviyeli düşüşlere dayalı atış teknikleri öğretilir. Duruş  yakalama  vücut dönüşleri ve hareketinden denge bozma ile 4 ana prensibe dayalı atışın şekilleri tamamen bilimsel yöntemlere dayalıdır.

Bu bilim dalı bugün olimpik bir spor dalıdır. Diğer yandan uzak doğunun mücadele sporları içinde ele alındığında ise esnek vücut dönüşleri, yumuşak savuşturmaları, kuvvete karşı koymama ve karşıdan gelen kuvvetten yararlanma usulleri ile rakibi en iyi şekilde alt eden bir savunma sanatıdır.

DÜNYADA JUDO'NUN TARİHSEL GELİŞİMİ: Modern Judo, temeli bin yıllık Japon tarihine dayanan, "Jujitsu" orijinli bir döğüş sanatıdır. Bununla beraber Judo nispeten varlığını dahi bir adama borçludur: Dr. Jigoro KANO. Kano 1860 yılında, Mikagenin sahil kasabasında dünyaya gelmiştir. O ve ailesi 1871'de Tokyoya taşınmıştır. Bay Kano Tokyo İmparatorluk Üniversitesinde, Politika ve Edebiyat eğitimi almıştır. 1882 yılında Gakushuin eğitmeni olmuş ve 11 yıl sonra Kato Shihan adlı öğretmen akademisinde müdür olmuştur. 1909 yılında Prof. Kano Uluslararası Olimpiyat Komitesinin ilk Japon üyesi olmuş ve 2 yıl sonra Japon Atletizm Derneğini kurup ilk başkanlığını yapmıştır. Atletizime yaptığı katkılardan dolayı Prof. Kano Japonyada "Fiziksel Eğitim ve Sporun Babası" olarak anılmaktadır.

Prof. Kano Judo'nun gelişimindeki rolüyle, dünya çapında tanınmaktadır. 18 yaşlarında Jigoro Kano fiziksel olarak zayıf bir yapıya sahipti. Çözümü iki farklı jujitsu okulunda eğitim almada buldu. Çok kısa zamanda her iki okulun da kendine göre güçlü ve zayıf yanlarının olduğunu keşfetti. Çünkü jujitsu tekniklerinde gereksiz ve şiddet içerikli hareketler bulunmaktaydı. Bunları zarar görmeden veya yaralanmadan eğitiminin zor olduğu taraflarını elemine ederek yeniden şekillendirdi.

Kendi kelimeleriyle ifade ettiği gibi; "Bütün okullarda öğretilen jujitsunun iyi yanlarını alıp öğrendiğim ve geliştirdiğim tekniklerle ve araçlarla birleştirip yeni bir fiziksel kültür ve akılcı eğitim sistemi geliştirdim." Geliştirdiği yeni sisteme "Kodokan Judo" adını vererek jujitsudan ayırdı. "Judo" nazik veya uysal yol, "Kodokan" ise bu yolun öğrenildiği okul olarak bilinmektedir. "Yol" hayatın kendisi konseptini almıştır.

Tekrar Kano'nun ifadesiyle; "Jujitsu teriminden kaçınmamım iki nedeni vardır; birincisi jujitsu okullarında tehlikeli hareketlerin uygulanmasına izin veriliyor olmasıdır. Bu sebeple kol ve bacak sakatlanmalarının yaşanmasından dolayı insanların jujitsuyu sert bir spor olarak değerlendirmesidir.

İkinci sebep ise, jujitsu öğrenmeye başladığım dönemlerde itibarını kaybetmesi idi. Bazı jujitsu masterleri ve takipçilerinin oluşturduğu gruplarla, katılım ücretleri karşılığında organizasyonlar düzenlemeyi yaşam tarzı haline getirmişlerdi. Bazıları da sumo güreşçileriyle jujitsu sporcularını müsabakaya sokmaya kadar ileri gitmişti. Dövüş sanatlarında böylesi onur kırıcı davranışların gelişmesi jujitsu kelimesinden kaçınıp judo ifadesini kullanmaya yöneltmiştir."

Kodokan 1882'de kurulmuş ve ilk yılında 9 öğrencisi olmuştur. Yakın zamanda Kodokan Judo halkın ilgi odağı haline gelmiştir. Fakat onun pratik kazanımları bazı eski judo masterlerini ( Hikosuke Totsuka dahil olmak üzere) tarafından küçümsenmiştir. Kısa zamanda Kodokan ve Totsuka okulları arasında sert bir rekabet ortaya çıkmıştır. 1886 yılında olan oldu. Kano'nun tabiriyle; "Metropolitan polis şefliği himayesinde, iki okul arasında büyük bir müsabaka düzenlenmiştir. Bu belirleyici bir müsabakadır. Mağlubiyet Kodokan için yok edici olacaktı. Fakat bu turnuvada her iki okuldan 15 adamın seçildiği müsabakalarda iki beraberlik haricinde tüm maçları Kodokan kazanmıştır. Bu galibiyet Kodokan'ı tüm jujitsu okullarının üstüne çıkarmıştır."

Judonun prensiplerinden biri de güçlüce saldırı, saldıranın gücü kendisine kullanılarak engellenebilir olmasıdır. Prof. Kano kazanmada gücün etkisini şöyle açıklamıştır; " Bir gücün 1 ünite olduğunu varsayalım, sonra bir adamın gücünün 10 ünite olduğunu düşünelim. Bununla beraber benim gücümün ondan daha düşük olarak 7 ünite olduğunu varsayalım. Sonra o beni itse normalde beni tüm gücüme rağmen yere yıkar. Bu iki gücün karşı karşıya kalması sonucudur. Fakat ben onun gücüne karşı koymaktansa direnmeyip kenara kaçsam ve aynı anda aynı yönde kendi vücudumu onunla aynı doğrultuda kullansam doğal olarak dengesini kaybeder. Bu yeni pozisyonda o zayıf hale gelir. Bu şekilde aradaki 3 ünitelik fark kapanır. Hatta onun her 3 ünitelik gücüne karşı ben sadece 1/2'lik ünitemi kullanmış olurum. Bu şekilde geri kalan gücümü başka bir durum için kullanabilirim. Eğer hareket tamamlandığında gücüm kalmışsa onu geri itebilirim. Böyle davranarak enerjimi ve dışavurumumu büyük oranda koruyabilirim."

Jigoro Kano Mayıs 1938'de, Kahire uluslararası olimpiyat konferansı dönüşünde ölmüştür. Erkek judo ilk olarak 1964'te olimpik oyunlara katılmış, 1972'de ise daimi hale gelmiştir. 1992'de bayan judo da olimpik oyunlara katılmıştır. Kano Kodoka'nın iki prensibini tanımlamıştır. "Minimum eforla maksimum kazanç" ve "Müşterek yardımlaşma ve kazanç". Kano "Fiziksel eğitim, vücudun güçlenmesi için egzersiz, sağlık ve günlük hayatta kullanılmak içindir. Bununla birlikte zihnin de eğitimi içindir." demiştir. O'nun judo sistemi budur.


KKTC'DE JUDO'NUN  TARİHSEL GELİŞİMİ: Judo KKTC'ye ilk olarak, 1977 yılında Taekwon-Do, Judo ve Karate Federasyonu'nun kurulması ile girdi. Bu tarihten itibaren zaman zaman KKTC'nin çeşitli bölgelerinde Federasyon bünyesinde Türkiye Judo Federasyonu antrenörleri tarafından çalışmalar başlatılmışsa da gerek çalışmaların arkası getirilmediğinden gerekse kulüpleşmeye gidilmediğinden bir türlü gelişme gösterememiştir. 28 Temmuz 2005 tarihinde KKTC Judo, Hapkido ve Kickboks Federasyonu'nun kurulması ve Başkanlığına Niyazi DEMİREL'in atanmasından sonra Judo sporu KKTC'de gelişmeye başlamıştır. Bu tarihten sonra planlı ve sürekli bir şekilde Türkiye Judo Federasyonu antrenörlerinin Federasyon bünyesinde ülkemize getirilerek düzenlenen Kurs ve seminerler sonucunda ve kulüpleşmeye büyük önem verilerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Judo'nun temelleri atılmış oldu. 2012 yılından başlayarak Okul sporları içerisinde yer alan Judo spor dalında ülkemizde yapılan Okullar Arası Judo Şampiyonlarında dereceye giren sporcularımız Türkiye'de düzenlenen Okullar Arası Judo Şampiyonalarına katılmaktadır. Şu anda Judo Spor dalında 6 kulüp sayısına ulaşan Federasyon çalışmalara devam edilmektedir.

KKTC'DE İLK OLUŞUMLAR VE İLK ORGANİZASYONLAR:

İlk Yönetim Kurulu
Federasyonun kurulmasından sonra KKTC'de ilk Yönetim Kurulu, Başkan Niyazi DEMİREL, Başkan Yardımcısı Kürşat DÜNKİ, Mali Sekreter Sona NAJAFOV, Hapkido ve Kickboks'tan Sorumlu Asbaşkan Ahmet KESKİN, Judo'dan Sorumlu Asbaşkan Kemal KOÇKAR, Üye Ayda TİLKİ, Üye Kürşad MAMALI, Üye Ali BURSALI, Üye İbrahim HACIHALİLOĞLU.

İlk Seminer ve Kurslar
Federasyonun kurulmasından sonra KKTC'de ilk  Judo semineri, antrenör ve Hakem Kursu 20-25 Aralık 2005 tarihleri arasında Lefkoşa'da Türkiye Judo ve Kuraş Federasyonu hocalarından Fatih UYSAL (Türkiye Judo Federasyonu Başkanı), Yavuz YOLCU (5. Dan), Fikret PAPUR (4.Dan) tarafından yapıldı.

İlk KKTC ve Uluslararası Şampiyonalar
Federasyonun kurulmasından sonra KKTC'de ilk Judo Şampiyonası 11 Kasım 2007 tarihinde Lefkoşa'da I. Cumhuriyet Kupası Judo Turnuvası ismiyle yapılmıştır. KKTC Milli takımı ilk yurtiçi faaliyetini, 28 Eylül-04 Ekim 2009 tarihinde Lefkoşa'da 11. Uluslararası Dr. Fazıl Küçük Oyunları Judo Turnuvası'na katılarak ve ilk yurt dışı faaliyetini 1-6 Temmuz 2006 İstanbul'da Uluslararası Boğaziçi Judo Şampiyonası'na katılarak gerçekleştirmiştir. 

İlk Uluslararası Başarılarımız
Federasyonun kurulmasından sonra KKTC'de ilk yurt içi faaliyet olan Lefkoşa'da 11. Uluslararası Dr. Fazıl Küçük Oyunları Judo Turnuva'sında, takım halinde ikincilik derecesi alan sporcularımız önemli bir başarıya imza atmışlardır.

Adres: Atatürk Spor Kompleksi, PK 838, Lefkoşa, KKTC
e-Mail: info@kuzeykibriskickboks.org
Tel / Fax: +90 392 223 1166
counter
Toplam Ziyaretçi
Liderimiz Dr. Fazıl Küçük
Seni hep rahmetle ve sevgiyle anacağız.
Judo